Hey hey hey merhabalar sevgili dbbd_blog severler, uzuuuuun bir aradan sonar yepyeni bir yazı ile karşınızdayız. 1 buçuk yıl sonra yaptığımız ilk yurtdışı gezimizden sonra üzerimize bir rehavet çöktü. Bekleme için üzgünüz ancak bizce bunu da hak ettik aslında o kadar da üzgün değil gibiyiz. 10 günlük yaptığımız Avrupa gezimizin ilk ayağı olan Amsterdam ile başlıyoruz. Kemerlerinizi bağlayın Amsterdam’a yolculuğa başlıyoruz.
Öncelikle başta belirtelim bu gezi planı ve yazısını DBBD kızların Damla olan kaleme almaktadır. Selin’e göre daha sıkıcı bir blogger olan Damla’ya birazcık merhamet göstermenizi dileriz.
Pandeminin en karanlık dönemlerinden birinde yurtdışına gidebilme hayalini bile kuramadığımız günlerden birinde Pegasus üzerinden Düsseldorf gidiş, Köln dönüş uçak biletimizi almıştık. Almanya’ya uçmak görece uygun fiyatlı olduğundan bu şekilde bir işlem yapmıştık ancak kabul edelim bu gezi için 1 buçuk yıl bekledik ve 10 günün hepsini Almanya içerisinde geçirmek gibi bir niyetimiz yoktu. Ancak covid önlemleri kapsamında Türkiyenin kırmızı listelerde bulunması ve vize yasağı olması sebebi ile gidiş uçağımız olan 23 Ağustos tarihinden ancak 2 ay öncesinde gideceğimiz kesinleşti. 25 haziranda Almanya’nın yeni vize başvurularını açması ile birlikte harekete geçtik ve yıllardır gezen bir ikili olduğumuz tabi ki vize evrak işlemleri ve başvurusu bizim için adeta çocuk oyuncağı halini aldı diyebiliriz. Pandemi öncesinde en son Schengen vizem 1 yıllık bir isveç vizesi idi,açıkçası Almanya vizemin üzerinden 4 yıl geçtiği için pek bir umudum yoktu ama pandemi turist motivasyonu olduğuna yemin edebileceğim bir pozitiflik ile Almanya’dan vizemiz 2 yıllık çıktı. Yaniiiiii bu demek oluyor ki oldukça fazla böyle gezi yazısı gelecek. ŞAŞIRDIK MI ???? ASLAAAAA!!!

Gezi Planı
Avrupa Giriş – Düsseldorf / Almanya
4 gün – Amsterdam / Hollanda
2 gün – Brugge / Belçika
1 gün – Brüksel / Belçika
2 gün – Köln / Almanya
Türkiye Dönüş – Köln / Almanya
Amsterdam’a nasıl ulaştık?
Düsseldorf’a inen uçağımız sonrasında daha önceden Europecar aracılığı ile rezervasyonunu yaptığımız gibi arabamızı teslim aldık. Pandemi ve gezi planımızın 3 ülkeyi içermesi sebebi ile araba kiralamayı tercih ettik ancak eğer araba kiralamayı tercih etmiyorsanız düsseldorftan Amsterdam’a geçişin tren ve otobüsle de oldukça kolay yapılabileceğini belirtelim. Tatilimiz boyunca harcadığımız toplam euro tutarını yazımızın sonunda ayrıntılı bir şekilde paylaşacağız. O yüzden birazcık sabredelim 🙂
Düsseldorf – Amsterdam arası özel araç ile 3 saat,yollar yeşil ve bakılası olduğundan bu yolu uzatmak da sizin elinizde. Ancak biz tam bir Amsterdam fanı olduğumuzdan Netherlands’a hoşgeldiniz yazısını görene kadar gaza bastık ve daha sonra araba içinde çeşitli etnik şarkılar ile kutlamalar yaptık.

Amsterdam’a vardığımızda ise neden yıllardır Avrupayı gezerken araba kiralamadığımız acı bir şekilde yüzümüze vurdu. OTOPARK! Avrupa kocaman bir otopark problemi balonu diyebiliriz. Otopark hemen hemen her avrupa ülkesinde olduğu gibi Amsterdam gibi tam bir bisiklet şehri olan bir yerde oldukça pahalı bir seçenek. Ancak tekrar edecek olursak önümüzde iki ülke daha olduğundan bu otopark krizlerine rağmen araba kiralamak en iyi seçenekti.
Ayrıca şehir içinde arabayı hiç kullanmadığımızı hatta hiçbir toplu taşımayı bile kullanmayıp bol bol yürüdüğümüzü.Hatta daha doğru bir şekilde anlatacak olursak ayaklarımız kopana kadar yürüdüğümüzü belirtelim. Şunu da söyleyebilirim ki BU ÇİLEYİ BİLE ÖZLEMİŞİZ.
Nerede kaldık?
Biz prinsen bölgesinde kalarak aslında Amsterdam’ın merkezi olarak nitelendirilebilecek Dam Square’e yürüyerek 20 dk olan bir bölgeyi tercih etmiş olduk. Amsterdam bu anlamda kanallarla dolu olduğu için ve gezilecek yerleri şehrin her yanına yayıldığı için size kalacak yer anlamında oldukça geniş bir yelpaze sunuyor. Ama bize soracak olursanız Vondelpark yada Dam Square civarında bir yerde kalırsanız hem turist kalabalığından bir tık sakin hem de güzel yerlere yakın bir yerde kalmış olursunuz,aklınızda bulunsun isteriz.
Bizim kaldığımız yer : Prinsenhuis

Nereleri gezdik? NEler yaptık?
Amsterdam Central Station: her şeyin başladığı yer diyebiliriz kendisi merkez tren istasyonu. Tam bir buluşma noktasıdır adeta bir Kadıköy boğa heykeli diyebiliriz. Önünde uzuuuun mu uzuun aradığınız her şeyi bulabileceğiniz bir cadde uzanır. Mimari açıdan da oldukça görkemlidir.
Dam Square: “where the magic happens” diyebiliriz. Her türlü restaurant dükkan ve keyifli cafelerin yanında yeşillik alanların da olduğu bir tarafı Amsterdamın en hareketli bölgesi olan Redlight’a çıkarken diğer bir tarafı ise arkadaşlarınızla keyifle oturabileceğiniz pubların cafelerin olduğu görece daha sakin bölümüne çıkar. Biz çok sevdik neredeyse her akşam burada takılmak istedik ❤

Vondelpark: alabildiğineyeşillik olan olan vondelpark aslında tüm gün orada takılmayı hake den bir park. Tavsiyemiz sandviçlerinizi içeceklerinizi alıp burada en azından yarım gün geçirmenizdir. Yooo asla ağlamıyoruz…….

Redlight District: Amsterdam’ın en turistik yeri desek yalan olmaz. Bizce de görülmesi gereken bir yer ancak bi 10dk insanların sıkışık bir sokakta dipdibe yürümesini kabul etmeniz gerekiyor. (daha önceden istiklal caddesinde yürüyenler ekleşiyor)
Zaandam: Hollandanın nesi meşhur diye 100 kişiye sorsanız mutlaka en popüler cevaplardan biri yel değirmenleri olur. İşte meşhur yel değirmenlerini en net ve güzel şekli ile görebileceğiniz yer burası.

Old Church- New Church: Amsterdam mimarisi ile de size etkisi altına alacaktır.Bu iki güzel kiliseye karşı bir kahve içmek de size dinlenmek için güzel bir fırsat verecektir.
Sex Museum: Enteresan bir deneyim,bizce böyle turist atraksiyonları da tecrübe edilmeli.
Waterlooplein: Bizim gibi ikinci el kıyafet,kitap,dekoratif eşya ve tabi ki plak seviyorsanız uğrayabileceğiniz bir bit pazarı. Biz buradan türkiyedeki fiyatına göre çok çok çok daha ucuz Beatles plakları bulduk,o yüzden buraya puanımız 10/10 J
Gündüz ve gece takılmak isteyeceğiniz keyifli vakit geçirebileceğiniz güzel mahalleler : De Pijp,Joordan,Leidseplein, Dam Square
Kanal Turları: Amsterdam’a kadar geldik Kanal turu yapmayalım mı? Maks kaç tane kanal vardır ki? Diye merak edenleri şöyle alalım.

Bisiklet kiralama
Daha önce Amsterdam’a gittiğimiz için bu sefer gitmediğimiz ama mutalaka görülmesi gereken yerleri de paylaşalım: Rijksmuseum,Anne Frank house,Van Gogh Museum,Amsterdam Zoo.
Ne yedik? Nerede yedik?
Amsterdamda ne yenir sorusu biraz cevabı olmayan bir soru. Çünkü kabul edelim peynirleri dışında kendilerine has bir yemekleri bulunmuyor.Ancak bu yiyecek güzel bir şey bulamayacağınız anlamına gelmiyor. Lezzetli hamburgerler, sabahları güzeller güzeli pankek ve omletler, özel yapım biralar ve tabi ki bizim için olmazsa olmaz her köşede bulunan cheddar soslu patates kızartmaları ve Waffle’lar. O kadar çok şey yedik ki hepsini sıralamamız yanlış olur 🙂 En beğendiklerimiz mutlaka gidin dediğimiz yerler ise şu şekilde;
Omelegge (kahvaltı)
Flame (güzel bir pub ve hamburgerleri nefis)
Café Gasthuys (kanalın dibinde atıştırmalık yiyecek ve güzel ortam)
Burger Meester *** (gerçekten cennetten bir parça burgerler)
Pancakes Amsterdam ( fiyat performans oranı yüksek bir kahvaltıcı)
Foodhallen ( ne ararsan bulabileceğiniz ve alıp ortak alanlarda yiyebileceğiniz bir yer)
Ne kadar harcadık?
Uçak bileti – 700 TL (kişi başı)
4 gece kalacak yer – 600 Euro (kişi başı)
Yeme / İçme : 250 Euro (kişi başı)
Günlük Otopark ücreti: 20 Euro
Kanal Turu: 18 euro
Günlük bisiklet kiralama: 12 Euro
Ayrıntılı Yeme İçme rehberi için ise bizi takipte kalınız.