Sevgili DBBD blog okuyucuları evet geziyoruz tozuyoruz ama her şey her zaman güllük gülistanlık olmuyor maalesef. Her ne kadar kimse sosyal medyada yaşadığı kötü olayları veya talihsizleri paylaşmasa dahi size ve kendimize karşı dürüst olmamız gerektiğini düşünerek bu yazıyı yazmak istedik. Önümüzdeki birkaç paragrafta okuyacağınız şeylerin de bizim gezme rutinlerimizin bir parçası olduğunu hatırlatalım. Ama birlikten kuvvet doğar, bizim deneyimlerimiz hem bize hem size ders olabilir diye başımıza gelenleri biraz utanarak ama artık kabullenerek anlatalım dedik.
Başlamadan şunu söylersek sanırım iyi olacak. Yaşadıklarımız ya da başımıza gelenler evimizin sokağında, her zaman takıldığımız yerlerde de başımıza gelebilirdi. Hem biraz gülelim hem ders alalım diye anlattıklarımız özellikle kız kıza ya da tek başına çıkılmak istenen seyahatlere engel olursa çok üzülürüz. Bunları korkalım diye değil sadece dikkatli olalım diye anlatıyoruz. Çünkü biz bunlara rağmen gezmekten ve gezmeye delicesine bayılmaktan hiç vazgeçmedik!
Gelin yaşadığımız aksaklıkları ve bunların bize öğrettiklerini hep birlikte okuyalım – anneler siz hariç-
Keşke Berlin Duvarı komple yıkılsaydı dedirten ‘Büyük Bul Karayı Al Parayı Kumpası’
Not: Selin’in annesi, lütfen okumayı burada bırak!!
Bu ikilinin 2017’de Ağustos ayında Berlin – Prag seyahati olarak planladığı tatile götürüyoruz sizi. Ağustos ayında Berlin’de beyin hücrelerimizdeki erimeden habersiz şekilde Berlin Duvarı taraflarında dolaşmak ve o güzel grafitilerin fotoğraflarını çekmek sonra da nehre karşı müzik dinleyerek birer bira içmek gibi masumane bir planımız vardı. Berlin Duvarı turistik açıdan önemli bir nokta olduğundan oldukça kalabalık ve polislerin de bulunduğu bir bölgedir hali ile ama tabi ki bu durum bazı dolandırıcı arkadaşlarımıza engel olamıyorlar maalesef.
Biz de bu güzel turistik noktayı gezerken içimizden Selin olanın gözü Bul Karayı Al Parayı oyunu oynatanlara saniyenin onda birliğindeki bir anda takılıyor. (burada bir parantez açarak aslında çok gözü açık ve dikkatli bir ikili olduğumuzu da dipnot olarak düşelim. ) Canımız Selinimizin dikkatini çektiğini düşünen oyun oynatıcılar kızımızı aralarına alarak kağıdın hangi bardağın altında olduğunu soruyorlar ikiliden Damla olan ise Selin’i kolundan çekip çıkarmaya çalışırken oyun oynadığını sandığımız 2 kişi Damla’yı oyun bölgesinden kollarından çekerek uzaklaştırıyor ve Selin birden kendini oyunun içinde buluyor. İlk seçiminde yanlışı(tabi ki!!) seçen Selin’e double or nothing oyunu teklif ediliyor ve aynı zamanda da oyunun bir elinin 100 euro olduğu belirtiliyor. Double or nothing dediğimizde ise aslında 200 euro gibi bir rakamı kazanmak ya da 300 euro kaybetmek anlamına geliyor. Tabi ki bu abilerimiz ablalarımız gayet profesyonel olduklarından sadece iki el kaybeden Selin’in elinde bulunan cüzdandan el kolaylığı ile 300 euro’yu çekebiliyorlar. Bu anlattıklarımızın hepsi yaklaşık 10 sn içerisinde gerçekleştiğinden aptal olan bu ikiliyi bir beyefendi bu oyun kalabalığının içerisinden çıkartıyor ve uzaklaşmamızı söylüyor. Oyun alanından iki adım gidip geriye dönüp baktığımızda ise bu oyun alanından kimsenin kalmadığını yerinde yeller estiğini acı bir şekilde görüyoruz. Daha sonra anladığımız üzere de aslında oyun oynayanların da oynatıcı ile birlikte bir çete olduğunu anlıyoruz. Bu gibi bir durum yaşandığında hayatına tekrardan devam edebilen bizden değildir!!! Çünkü o paraları biz emek emek kazanmıştık ağrımıza gidiyor bu durum ve geriye kalan 1 günlük daha olan Berlin seyahatimiz oldukça renksiz geçiyor. Prag trenine binerek Berlin’den ayrıldığımızda ise bir daha uzun bir süre bu hikayeyi anlatamayacağımızı ve Almanya’ya bir daha ayak basmayacağımızı düşünmüştük. Ama seyahat etmeyi bu kadar çok seven iki arkadaş olduğumuz için bu gibi durumlarla başa çıkabildiğimiz için ve 1.5 senedir pandemi sebebi ile gezemediğimiz için bu sene sonunda Aralık’ta bir Almanya biletimiz bulunuyor 💙
Herkesin Jetlag’ine Kimse Karışamaz ve Yurtdışı Seyahat Sağlık Sigortası Yaptırmak Farz Olmasa Bile Sünnettir!
Hiç daha önce nasıl bir yer olduğuna dair en ufak bir fikriniz olmadığı ve aşırı heyecanlandığınız bir yere gittiniz mi? Biz gittik Japonya! Japonya tatilini planlamaya başladığımızda bile çok sıkı bir şekilde bilgisayar başında haftalarca hazırlandığımızı biliriz. Nasıl bir yer ? Dil sorunu yaşayacak mıyız? Yemek sorunu yaşayacak mıyız? Diye düşünürken asıl düşünmemiz gereken şeyi hiç hesaba katmadığımızı fark ettiğimizde artık her şey için çok geçti. JETLAG!
Ya da yurtdışı sağlık sigortasını sadece vize başvurusu esnasında zorunlu olduğu için yaptıran hatta onda bile verdiği 10 Euro’ya üzülenlerden misiniz? Yalnız değilsiniz. Ama bu yazı sizi aksine ikna edecek.
Jetlagı denizaşırı yolculuklarında bir çok kişiyi bir çok yönden etkileyebilen bir düzen bozulması olarak tanımlıyoruz biz. Ağustos 2018’de Tokyo’ya Kore aktarmalı olarak aldığımız biletimiz için oldukça heyecanlıydık. Yalnız tatilimizin oldukça olaylı geçeceği zaten havalimanından belli olmuştu çünkü bu ikiliden en düzenli ve tertipli olanı diye tanımlayabileceğimiz Damla pasaportunu evde unutup geldi. Neyse ki havalimanlarına altı saat önceden gitmek en büyük sevdamız olduğundan sorun olmadı. Gitmeli gelmeli hareketli bir boarding geçirdikten sonra ilk uçağımıza binerek Kore’ye indik. Kore uçuşu 9 saat sürdü ancak diğer aktarma uçağımızın kalkmasına yaklaşık 14 saat vardı ve biz madem buraya inmiştik, bu vakti havalimanında geçirmeyecektik. Bir çok yapılan hatanın sadece ikisi bile tüm gezinin ritmini düşürmeye yeterdi aslında. Ama moraller bozulmadı ve Seoul’de minik bir tur yapıldı. Gece yarısı Tokyo uçağına binerken çektiğimiz videolardan da gördüğümüz üzere zaten bitmişiz. Tokyo indik ve unuttuğumuz bir şey daha ortaya çıktı OTELE NASIL GİDECEĞİMİZE HİÇ BAKMAMIŞIZ! Yanlış anlaşılmasın biz acemi traveller’lar da değiliz ama bazen boşluğumuza geliyor gerçekten. Neyse zaten Japonya çok pahalı olduğundan yanımıza aldığımız kısıtlı döviz ile taksiye binmeyi becerebildik ve günü bir şekilde bitirdik. Sevgili okurlarımız burada bir parantez açalım Jetlag oldukça sinsi bir etki o yüzden uzak bir yerlere gidecekseniz ilk iki günün programını dolu dolu yapmamanızı size şimdiden öneriyoruz.
Gelelim Tokyo’daki ilk günümüze, gayet güzel programımıza uygun bir şekilde gezimizi tamamlamıştık mutluyduk. Ertesi sabah ise kalktığımızda ikiliden Selin olanı yataktan kaldıramadık. Halsizlik, hafif ateş, baş ağrısı, mide bulantısı ne ararsanız kendisinde vardı. Aynı şeyleri yiyip içtiğimiz için zehirlenmediğinden emindik ancak yanımızda da hiç ilaç getirmemiştik. Bu sebeple yerel eczaneleri dolaşmak inanın tek bildiğiniz Japonca kelime arigatokosaimasi olduğunda tahmininizden daha zor olabiliyor. Eczane eczane dolaşarak bir de mide bulantısını hiç İngilizce bilmeyen eczacılara bir anlatın bakalım nasıl iş ilginçleşiyor. aaaaa ingilizce Japonyada dolaşırken yetmiyor mu diyebilirsiniz. Turistik amaçlı gezdiğinizde etraftaki her dükkan ve otel çalışanları ingilizce anlıyorlar ama yerel mağazalara girdiğinizde dil bilginiz değil el kol hareketleri ile derdinizi anlatma becerilerinizi kullanmanız gerekiyor. Bu şekilde doğru anlatırsanız Japon halkı oldukça yardımcı olacaklardır. İyi günümüzdeydik herhalde ki uzun uğraşlar sonucu anlaşabildik ve ilaç alabildik. Marketlerdeki lifli yiyecekleri de toplayarak Selin’i iyileştirme yoluna gittik. Ancak takdir edersiniz ki bu seviyede bir bağışıklık çökmesi öyle iki saatte geçmiyor. Üstelik para tuzağı gördüğümüz seyahat sağlık sigortasını yaptırmadığımızdan dolayı hastaneye de gidemiyoruz çünkü ne ile karşılaşırız hiç fikrimiz yok! Bir haftalık Japonya seyahatimizin yaklaşık 4 günü Selin neredeyse otel odasından bile çıkamadı. Bir yandan hastalık ve bir yandan da aylardır hayalini kurduğunuz güzeller güzeli Tokyo’yu da görememek insanın canını daha çok sıkıyor. Ama ne derler bilirsiniz ‘It’s okay not to be okay’. Bu sebeple Selin’i çok da zorlamadan Tokyo gezimizi tamamlayabildik. Bu sebeple ileride Tokyo rehberimizi yayınladığımızda göreceksiniz ki oldukça soft bir Tokyo gezimiz oldu ama bu bizi durdurabilir mi sanmam bir daha gitmemiz için bahane olur ancak kıppps 🙂
Bu tecrübemizden öğrendiğimiz şey ise hiç bir şey canınızdan önemli değil aktarmalı uçak alırken oldukça dikkatli olun, yanınızda mutlaka basit bağışıklık güçlendirici ilaçlar bulundurun ve gezi planlamalarınızı yorgunluk seviyenize göre ayarlamaktan asla çekinmeyin. Last but not least ALLAH RIZASI İÇİN SAĞLIK SİGORTASI YAPTIRIN!
Tek Başına ve Kız Kıza Seyahatlerde Fiziksel Güvenlik, Bir Fas Klasiği
Bizimle hem buradan hem sosyal medyadan iletişime geçen kişilerden anladığımız kadarıyla en büyük dert haliyle fiziksel güvenlik. Çok haklısınız. Özellikle tek başına ya da kız kıza seyahat etmek isteyenlerin kafasındaki en büyük soru işareti bu. Dünyanın her ülkesi aynı değil hatta bazıları çok farklı. Bizim yapmış olduğumuz Fas seyahati bizi bu konuda en fazla zorlayanlardan. Başımıza neler geldi ve biz bundan ne dersler alıp şimdi neler yapıyoruz derseniz buyurun yazının devamına.
Yine sıcak bir Temmuz ayı… Selin ve Damla bir Afrika hayali ile Kazablanka, Marakeş ve Suvayr (Essaouira) gezileri yapmaya karar verip basıp gidiyorlar. Buraya kadar her şey harika ama bilmediğimiz bir şey var. Fas, turizm açısından son zamanlarda agresif bir şekilde büyümüş. Ama henüz içinde yaşayan kişiler buna tam ayak uyduramamış sanırsak. Ne zaman Jemaa el-Fnaa Meydanı’na gitsek, soukların içine girip bir şey bakmaya kalksak, satıcılar fiziksel olarak bizi çekiştirerek kendi sattıkları eşyalara bakmaya, satın almaya ve kendi dükkanlarına girmemiz için ısrar ediyorlardır. Her ne kadar hayır, no, nein, non gibi kendimizi anlatmaya çalışsak bile açıkçası pek fayda etmedi. Taaaa ki, fransızca konuşabilen erkek bir rehber bizi kurtarana kadar. O gelip hayır dediğinde bizi sonunda rahat bıraktılar. Ancak gezinin geri kalanında ne kadar tedirgin olduğumuzu ne siz sorun ne biz anlatalım.
Jemaa el-Fnaa Meydanı’nda yılan dans ettiren, kınadan dövme yapan, yemek yapıp satan birçok kişi var. Şöyle yılana göz ucundan baksanız ya da resmini çekmeye kalksanız anında yanınızda biterek para istemeye başlıyorlar ve siz para verene kadar ASLA yanınızdan ayrılmıyor, size bağırıyor ve sizi tutuyorlar. Bu nedenle bu işlere hiç bulaşmadan gezmek çok daha iyi. Diyelim dövme yaptırmak istediniz, biz kimiz ki sizi kınayalım. Burada ise daha hiç sen ne kadar diye soramadan kolundan tutup dövmeyi yapmaya başlaması. Sonrasında sen parayı sorduğunda ve elbette seni kazıkladığın için itiraz ettiğinde yine aynı kötü muamele ile karşılaşıyorsunuz. Şunu belirtelim ki yanlış anlaşılma olmasın. Pazarlığa inanılmaz açıklar, söylenen fiyatın %60’ına kadar iniyorlar çoğu zaman. Bu nedenle pazarlık yapmaktan sakın utanmayın ama pazarlığı elinizi kolunuzu dövmeciye kaptırmadan ya da resim çekmeniz ve para vermeniz için üzerinize yılanı atmadan önce yapın. Burada denk geldiğimiz diğer tatsız durum ise, yanınıza sizi gezdirmek, bulunduğunuz güzel alanı anlatmak, resminizi çekmek için yanınıza yanaşan ve yine ısrarla para isteyen insanların olması. Biz dersimizi almış şekilde yolumuza devam ettik, ama yine de uyarı olması adına burada yazalım istedik.
Eee Hep Bizim Mi Başımıza Gelecek, Biraz Diğerlerinin Başına Gelenleri Anlatalım
Anlattıklarımıza dönüp baktığımızda yine de kendimizi şanslı sayıyoruz. Çünkü bir sürü güzel seyahat anısı arasında bir kaç yara ile sağ çıkmayı başarmışız. Ama bu demek değil ki dünya turistler için çok güvenli. Asla. Gelin biraz eşimizden dostumuzdan duyduklarımızı ve onların başına gelenleri size anlatalım.
Sahte Polisler ile İmtihan
Bunun benzerini yine bu ikili yaşadı, yalan olmasın. Biliyorsunuz bazı ülkelerde otobüs, tren, metro bileti alıp almadığınız kontrol edilmez. Şansınıza edilirse ve siz bilet almamışsanız yersiniz cezayı! Hah işte bazı yerlerde ise size kiraladığınız arabanız ile gayet düzgün giderken hiç bilmediğiniz dilde bağıra çağıra yazılan uydurma bir trafik cezası, sahte bir park cezası ya da o an başınıza tatsız bir olay gelmiş ise o durumda yanınıza gelen polisler sizden para, rüşvet isteyebiliyor. Gelen kişi çoğu zaman polis dahi olmuyor. Gerçi hangisi daha kötü, gerçek bir polisin bunu yapması mı yoksa dolandırıcıya denk gelmek mi bilmiyoruz. Çoğu zaman tatilimiz kısa canımız sıkılmasın, karakola gitmeyelim başımıza dert almayalım diye para ödeyebiliyoruz. Biz ise bilet almamıza rağmen almadığımızı iddia ederek bize bağıran söylenen Prag’ta iki kişi ile baya mücadele etmiştik. Zaten Selin, Almanya’da yasadığı olaydan dolayı Allah yarattı demeden adamlara saldırmak üzereydi ki onlar kurtuldu 🙂
Erkekler Her Kıza Aldanmayın Erkekler
Bu kısımda anlatacaklarımızı hiçbir kız kardeşimiz yapmaz çünkü biz zaten resmen erkeklere inanmama üzerine komando eğitimi almış insanlarız. Ama özellikle Belarus ve Ukrayna gibi ülkelerde kızlar, erkekleri dolandırmakta oldukça usta. Akşamları dışarı çıktığınızda yanınıza gelen kızlar size bir şeyler içmeyi teklif ettiğinde sizi büyük ihtimalle anlaşmalı oldukları mekanlara götürerek hem kendilerine içki ısmarlatıyor hem bir güzel hesap ödetiyor. Siz ne olduğunu anlayana kadar tatile ayırdığınız bütçenin yarısı gitmiş oluyor.
Bir Küçük Para Bozdurma Meselesi
Off en tatsız durumlardan bir tanesi, bu en çok Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Sırbistan gibi euro kullanmayan avrupa ülkelerinde denk gelinen bir durum. Malum siz Avrupa sanıp yanınızda Euro götürmüş ya da ülkede bu para birimini temin edebileceğiniz banka bulamamış olabilirsiniz. Bu nedenle aman gidince çeviririm ne olur diye düşündünüz. Lütfen ama lütfen ya havalimanında ya da şehirdeki bankalarda dövizlerinizi çevirin. birçok ülkede döviz çevirdiğinizde belli bir miktar komisyon ödemeniz gerekebilir. Bu dolandırılmak değildir. Dolandırılmak, size daha iyi kur ile ya da komisyonsuz olarak paranızı çevirebileceğini söyleyerek yanınıza gelen kişilere kandığınızda olacak şeydir. En iyi ihtimalle size eksik ya da sahte para verecekler en kötü ihtimalle yanınızda neyiniz varsa yankesicilikle almaya çalışacaktır. Bu nedenle kulağa ne kadar güzel gelse de lütfen buna kanmayın.
Peki Bunlardan Neler Öğrendik, Biz Neler Yapıyoruz?
Her hikayenin bir kıssadan hissesi vardır. Bizim de bu yaşadıklarımızdan ve duyduklarımızdan öğrendiğimiz şeyler var tabi. Biz birlikte seyahat ettiğimizde ise şunlara dikkat ediyoruz:
Mutlaka ama mutlaka şehrin en merkezinde kalmaya özen gösteriyoruz. Bunun için çoğu zaman ortak banyolu, çok eski ve az konforlu yerlerde kalmamız gerekti ama bu kendimizce belirlediğimiz bir kural. Böylece akşam dışarı çıkacaksak bile hep yürüme mesafesinde oluyoruz. Akşam çıktığımızda ise genelde ikili takılıyoruz, birimizden biri rahatsız hissettiği anda akşamı erkenden ve hemen sonlandırıp otele geri dönüyoruz. En zoru kesinlikle eğlenirken erkenden akşamı bitirmek ama lütfen bunu yapın, özellikle yalnız seyahat eden biriyseniz.
Yurtdışı seyahatlerinde en büyük olaylardan bir tanesi internet. Bazı ülkeler Wi-Fi konusunda çok iyiyken bazı ülkeler maalesef çok yetersiz. Son zamanlarda her operatörün yurtdışı kampanyaları oluyor malum. Bizde bundan faydalanıyoruz, fiyatları kesinlikle çok uygun değil. Bu nedenle bunu sırayla yapıyoruz, bu şekilde bu masrafı bölüşmüş oluyoruz. Ama hem dilediğimizde sosyal medyada anlık paylaşım yapabiliyor hem de sevdiklerimize anlık bilgi verebiliyoruz.
Gittiğimiz ülkeye eğer mümkünse mutlaka kendi para birimi ile gidiyoruz. Türkiye’de bulunan özellikle özel bankalar bu konuda oldukça yeterli. Japon yenimizi bile buradan alıp gittik. Ama oldu ki mümkün değil, uçaktan indiğimiz an hala havalimanındayken parayı bozduruyoruz.
Pasaportumuzun, kimliğimizin kopyasını mutlaka telefonumuzda bulunduruyoruz. Başımıza gelmedi ama olası bir hırsızlık olayında daha fazla mağdur olmamak adına küçük bir öneri olabilir.
Bize arkadaşlık bileziği, blablabla için imza kampanyası, çiçek, böcek, balon teklifleri ile gelenleri uzaktan kestirip hiiiç pas vermiyoruz. (10 yıldır İstanbul’da yaşıyoruz, gördüğümüz anketörden kaçmak bizde ata sporu) Her ne kadar kimse kontrol etmese dahi mutlaka ama mutlaka bilet, akbil veya ne zıkkımsa mutlaka satın alıyoruz.
HER SEYAHATTEN ÖNCE SAĞLIK SİGORTASI YAPTIRIYORUZ. YEMİN EDİYORUZ EN BÜYÜK DERS BU! LÜTFEN LÜTFEN YAPTIRIN, vermek istemediğimiz 5 Euro sonrasında canımızı öyle bir sıkıyor ki bize inanın. Bazı özel sağlık sigortaları yurtdışı seyahatlerini karşılıyor. Poliçeyi kontrol etmekte fayda var.
İşte bizim başımıza gelenler bunlardı. Birazdan anneler arar NE YAPTINIZ SİZ!! diye çemkirmeye başlar.
Sizi tanımak güzeldi. Siz oynayın, bizim annelerimiz izin vermiyor 😀
Sizin başınıza gelenleri bize yazmayı ve bizi Instagram üzerinden takip edip DM atmayı unutmayın, haydi tanışalım!!